Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Akşehironline 

Akşehir 

Akşehir'in Tarihi Akşehir deki Tarihi Eserler
Akşehir'in Kültürü Akşehir'de Turizm 
Akşehir'de Hayvancılı ve Tarım Akşehir'deki Madenler
Akşehir'in Coğrafi Durumu Sultandağları
Akşehir Gölü Adıyan Çayı
Akşehir Çayı İklimi
Bitki Örtüsü Sosyal Yapısı

 

 

Tarihi :Akşehir'in çok eski bir geçmişi olduğu bilinmekle birlikte, net bilgiler veren arkeolojik verilere sahip değildir. Anadolu tarihine yakın bir kökeni bulunan kentin Eti, Frikya, Lidya, Roma ve Bizanslı'ların  yerleşim yeri olduğu bilinmektedir.

                             Latin kaynakları incelendiğinde Akşehir'in ilk isminin THİLOHELUM olduğu ve bu ismin zamanla halk arasında PHİLOHELİUN  (FİLEMELYUM) şekline dönüştü ğü görülmektedir.

                           Bu günkü adı nereden geldiği bilinmekle birlikte, çeşitli rivayetler ile  bu günkü Kapıkale mevkiinde bulunan Akşehir Kalesi'nin  ve evlerinin taşlarının tamamen be yaz olması, bir başka anlatışla  ise bahar aylarında  çevrede çok fazla bulunan badem ağaçla rının çiçek  açması sırasında , şehrin bembeyaz görülmesidir.

                        Anadolu'nun Bizanlıların elinde bulunduğu yıllarda, Emeviler ve Abbasiler bir kaç kere istila etmişlerdir.

                      Alparslan'ın  Malazgirt Zaferinden sonra Bizanslıların gücü kırılmış ve Sel- çuklular yavaş, yavaş Anadolu'ya yayılmaya başlamışlardır. Miladi 708 yılarında Kutatmış- oğlu Süleyman Şah, Konya ile birlikte Akşehir'i de almış ve topraklarını genişletmiştir.

                     Kent verimli topraklara sahiptir. Bu nedenle tımar olarak verilirse de beylik sis temi ne geçildiğinde  Akşehir, Çay, Bolvadin, Emirdağ, Doğanhisar, Şakikaraağaç, Yalvaç dolayları Eşrefoğuları ile Hamitoğularına geçmiştir.

                    Alanyurt köyünde bulunan  Hacı İbrahim Sultan Türbesi ile şehir içinde bulunan Meydan Hamamı o devrin eserlerindendir.  Selçuk ve Karamanoğulları ve Osmanlı dönemle- rine ait birçok tarihi eser bulunmaktadır.  

                   Akşehir'e bağlı Ulupınar köyünde bulunan ve bugün halkın Devrent Suyu dedik- leri pınar ise Frikyalı'ların devrine ait olup tarihteki ünlü MİDAS ÇEŞMESİ dir.

                 Bu çeşme tarihi bir çok olaya şahit olmuş, Lidyalıların ve İranlıların savaşında Keyhüsrev burada konaklayarak, muazzam ziyafetler vermiştir.

                1318 yılında ise Akşehir Osmanlıların eline geçmiş, Sultan Murat zamanında ta- mamen Osmanlı malı olmuştur. Alaadin Bey'in Nefise Hanım ile evlenmeside  Akşehir ve Ilgın çevresi kendilerine düğün hediyesi olarak verilmiştir. 

              Ankara Savaşında Timurlenk'e yenilen Yıldırım Beyazıt, Seydi Mahmut Hayran Kent, Çelebi Sultan zamanında Karamanoğularının elline geçmişse de fazla kalmamış, tek- rar Osmanlı' ların olmuş. 

             Akşehir, Milli Kurtuluş Tarihinde de önemli roller almış, yaptığı onurlu hareketleri ile Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde de yerini belirlemiş, adını ön planda duyurmuştur.

            Atatürk ile Franklin Buyyen, Ankara antlaşmasının önemli görüşmelerini burada yapmış ve görüşmenin duyulması için Akşehir'de bir futbol maçı düzenlemiştir.

           28 Temmuz 1922 tarihinde, İplikçi camiinde okunan mevlud ve dini törenle, halkın sevgi gösterileri ile  Garp cephesi Komutanlığı , Afyon istikametine, yani cepheye yolcu edil di.

           Bu olay tüm Akşehirliler için onur sayılır ve her 24 Ağustos  gününde olay dramatize edilerek yeniden yaşanır. O gün AKŞEHİR'İN ŞEREF GÜNÜ dür.

 

     Sayfa Başına Git

 

AKŞEHİR'DE BULUNAN TARİHİ ESERLER

 

Akşehir'de Selçuklular,Karamanoğulları ve Osmanlı'lar dönemlerine ait bir çok eser bulunmakta dır.
ULU CAMİİ : En eski ve heybetlilerinden olan Ulu Cami halen kullanılmaktadır. Çeşitli kere bakım görmüş, Selçuklu Hükümdarı Alaadin Keyhüsrev tarafından 1213 yılında, bugünkü şahane minaresi yaptırılmıştır.  
GÜDÜK MİNARE CAMİİ: Selçuk Hüküm- darı Alaadin Keykubat zamanında , 1226 yılında Abdullahzade Eminiddin Hacı Hasan Tarafından yaptırılmış. Minaresi sonradan yapılan caminin iç işlemeleri çinidir.
TAŞ MEDRESE:Bir site halinde olup, medre- sesi,türbesi, mescidi ve çeşmesi vardır. 1250 yılın da Selçuk Hükümdarları 2.Keyhüsrev devrinde, E- mirdad Sahib Atazade Fahrettin Ali tarafından yap tırılmıştır.
İMARET (HASAN PAŞA) CAMİİ: 1510 yılında Rumeli beyler beyi Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin en güzel ör- neklerindendir. Bahçesinde çok güzel bir şadırva- nı olan  bu yapı, camii olarak kullanılmaktadır.
İPLİKÇİ CAMİİ (AMBARDAR KERİM) Camii çarşı içinde olup, eski iplik tüccarlarının çok bulunduğu bir yerde olmasından dolayı bu adı lamıştır. 1337 yılında yapılmış olup kimin yaptır- dığı bilinmemektedir. Kuzey kapısındaki kitabe- den anlaşıldığı üzere, Şeyh Bedreddinzade Abdul- lah'ın oğlu Abdurrahman tarafından tamir ettiril- miştir. Ayrıca 1955 yılında çok iyi bir tamirat da- ha görmüş ve halen camii olarak kullanılmakta- dır.
FERRUH ŞAH MESCİDİ : Seydi Mahmud Hayran Türbesi yanındadır. Mescidin duvarların- dan İslam, Rona ve Bizanlılardan derlendiği anlaşı lan parçalar bulunmaktadır. 1224 yılında  1.Alaa- din Keykubat zamanında Konyalı Kuluzade Ferruh Şah tarafından yaptırılmıştır. Mabedin altında Fer- ruh Şah'ın mezarı bulunmaktadır.

 HACI İBRAHİM SULTAN TÜRBESİ : Akeşhir'e bağlı Alanyurt köyündedir. 1374 yılın- da yaptırılmıştır. Türbede üç yatır vardır.Bir sanat şahaseri olan sandukası Almanya'ya kaçırılmıştır   

KÜÇÜK AYASOFYA MESCİDİ :    Selçuklu mahalesinin  Ortahamam sokağındadır. Selçuklu eseri olup, 1235'de Ömer oğlu Şemset- tin Hasan adına yaptırılmıştır. Çok değerli çini ve sandukalara sahiptir. Sandukalardan üçü  İstan- bul İslam Eserleri müzesinde sergilenmektedir. Biride ne yazıkki yurt dışına kaçırılmıştır.

SEYDİ MAHMUD HAYRAN TÜRBESİ 1235 yılında yapılan mescit, kapı üzerindeki çok değerli kitabe ile ünlenmiştir. Taş Medrese, Gü- dük minare  mescitlerindeki mimari özelliklere sahiptir. 1409'da Seydi Mahmud Hayrani torunu Seydi Muhittin tarafından onarım görmüştür.

  Sayfa Başına Git

 

  Sayfa Başına Git

Tarım:Sultandağlarının az meyilli eteklerinde ve ilçenin adını taşıyan ovasında gerek coğrafi konum gerekse iklimin elverişli olması tarımın bütün çeşitlerinini yapılmasına imkan tanımaktadır.
Meyvecilik:Üzüm, elma, armut, vişne, kiraz, kayısı, çilek, ayva, muşmula, başlıca yetiş- tirilen meyvelerdendir.
Tarla Tarımı:Ovanın kuzey bölümünde yapılır. Pancar, fasulye, buğday, arpa, haşhaş, çav- dar, mercimek ve kimyon başlıca tarla ürünleridir.
Sebzecilik:İlçe merkezinin kuzey batı ve doğu yamaçlarındaki topraklarda yapılmaktadır. Domates, salatalık,  biber, fasulye, bamya, patates, soğan, pırasa, ıspanak başlıca yetiştirilen sebzelerdir.

Hayvancılık: İlçemizde hayvancılıkta gelişmiştir. Merkez ve  merkeze bağlı köylerde bol miktarda büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar beslenmektedir. Son yıllarda çevre köylerde kü- mes tavukçuluğu yapılmaktadır.                                                                                Sayfa Başına Git

Madenler:Uzun yıllardan beri yapılan ve teknik araştırmalarda ilçe sınırları içerisinde Savaş, Engilli, Tekke, Yeniköy, Kuruçay bölgelerinde demir, bakır, kurşun, berit madenleri nin olduğu öğrenilmiştir. Yapılan aramalarda Sultandağlarının kuzey yönünde önemli ma den yataklarının olduğu sanılmaktadır.
Kültür Durumu: Akşehir tarihi itibariyle çok eski bir yerleşim birimi olduğundan zen- gin bir kültüre sahiptir.Selçuklu ve Osmanlı döneminde medreseleriyle ünlü olup, günümü- ze intikal eden "TAŞ MEDRESE"halen müze halindedir. Bu günkü Halk Kütüphanemizde  Osmanlı döneminde açılmıştır. Batılı anlamda ilk defa İlkokul ve Ortaokul 1873 yılında lise ise 1914 yılında açılmıştır. İlçemizde eğitim ve öğretim yaygın düzeyinin yüksek oluşu  Cumhuriyet döneminde açılan çok miktarda okula bağlıdır. Ziraat Okulu (1915-1920) Sarayönüne taşınmıştır. Maltepe Askeri Lisesi (1941-1949), İlk Öğretmen okulu (1955- 1980) Polis okulu (1980-1988) lise 1914-1923 Orta okul 1873-1914 zaman içersinde kapa- nan okullardır. Bu okullar ve yeni açılanlarla  Türk kültürünün bütün kültürünü taşımak- tadır. Bu köklü kültür sayesinde Akşehir insanı potansiyel itibariyle en üst seviyeye ulaş- mıştır.

             Bu kültür içerisinde dünyaca ünlü Nasrettin Hoca gibi ince ve kıvrak zekaya sahip bir dahi yetişmiştir. Her yıl anısına düzenlenen  ULUSLARARASI 5-10 TEMMUZ Şenlik- leri ile (1994 yılında 21. yüzyıl Uluslararası 35. geleneksel) Bu kültür zenginliği yeni kat- kılarla yaşatılmaya çalışmaktadır.

  Sayfa Başına Git

Turizm : Yüzyıllardan beri Padişahların bir dinlenme yeri olan Akşehir, son yıllarda da büyük kentlerin bir dinlenme, piknik, kamp yeri olmaktadır.

            Diğer kentlerdeki insan yaşamını tehlikeye sokan kirli havaya karşılık buradaki te- miz hava, su  Akşehir'i iç ve dış turizm yönünden önemli bir yurt köşesi yapmaktadır. İlçe olarak bir dinlenme yeri olan  şehrimiz bir birinden güzel dinlendirici görmeye değer yer- ler vardır. bunların başında Hıdırlık gelmektedir.

Hıdırlık, Tekke (4 Km.), Atakent (5 Km.), Savaş Köyü (6 Km.), Engilli (7 Km.), Alanyurt (7 Km.) Akşehir Gölü (9 Km.) Ilıcak Köyü (10 Km.) 

  Sayfa Başına Git

Akşehir'in Coğrafi Durumu:İç Anadolu'nun güneybatısında sultandağlarının etekle- rinde kurulmuş, doğa güzelliği yönüyle  oldukça zengin çevresi ağaçlarla kaplı, yemyeşil bir kenttir. Doğusunda  Ilgın,Konya; batısında Sultandağı, Afyon; güneyde Yalvaç,Şakikara- ağaç; güneydoguda Doğanhisar  İl ve ilçeleriyle komşudur. 

           31° 24' 45" doğu boylamı 38° 02' 00" kuzey enlemleri arasındadır. Denizden yüksek liği 1050 m. dir. Yüzölçümü 1442 km² dir.                                              Sayfa Başına Git

Sultandağları: İlçenin güney ve güneydoğu yönlerine düşer. İhtiyar Dağlardır. Kalkerden meydana gelen bu dağlar 3. jeolojik devirde Toroslarla birlikte yükselmiştir. En yüksek tepesi 2581m. dir. Üzerinde otlak olarak kullanılan yaylalar vardır. Maki denilen çalılıklar, çam, meşe, karaağaç, fındık bitki örtüsüdür.  
Akşehir Gölü: İlçenin batısındadır. Yüzölçümü 260m² dir. Enderin yeri 10m dir kente 9 Km. uzaklıktadır. Suyu tatlıdır. Alanı yağış yıllarına göre daralır, genişler durumdadır. Gölde Sazan, Turna balıklarıyla tatlı su istakozu yaşar. Göl çevresinde yaşayan  köylerin geçim kaynağının bir kısmını oluşturur. Akşehir Gölünü Eber Gölünü büyüklü küçüklü çaylar besler.Çevresi sazlık ve bataklıktır Sayfa Başına Git
Adıyan Çayı: Doğanhisar ilçesinden doğar göle dökülür.
Akşehir Çayı: Sultandağlarından doğar kenti ikiye bölerek göle dökülür.
İklimi: Kara İklimidir. Yazları sıcak ve kuraktır. Sıcaklık, +15° ile +35° arasındadır. Kışları soğuk ve kar yağışlıdır. 

             Bölgenin yayla olması nedeniyle bazı yıllar kış mevsiminde ısı biraz artar. Kent  ve Çevresinin yağış durumu İç Anadolu bölgesinin ortak karakterlerine pek benzemez. Bölge- nin en çok yağış alan bölgesidir. Yağışlar genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında görü- lür. Yağışlar aralıksız olarak günlerce devam eder. Aynı zamanda bu mevsimlerde güney batı rüzgarları çok şiddetli eser. 

Bitki Örtüsü: Genellikle Sultandağlarında maki denilen çalılıklar, karaağaç, çam, meşe, fındık ağaçları bulunur. Dağların eteklerine inildikçe çeşitli meyve ağaçları vardır. İlçenin çevresinde oldukça sık ağaçlar bulunur. Son yıllarda erozyon çalışmaları yapılarak  boş olunan kısımlarda çeşitli ağaçlar yetiştirilmeye başlanmıştır.

  Sayfa Başına Git

Sosyal Yapısı: Halk genelde yeniliğe açık, modern bir düşünce yapısına sahiptir. Ülkemi zin ilk belediye örgütlerinden biri Akşehir'de kurulmuştur. Akşehir'in amblemi Eşeğe binmiş Nasrettin hoca ile onun türbesidir.

           Kaymakamlık: Akşehir 1868 yılında ilçe olmuş kaymakamlık yönetimi  kurulmuştur İlk kaymakamı Ahmet Hulusi Bey'dir. Akşehir'de bir ilçenin bulunması gereken bütün kurum ve kuruluşları vardır. 

  Sayfa Başına Git